Saturday, Kasım 7, 2009
Dareyn Dergisine göz atmayı unutmayın...
Kısacık bir aradan sonra...
Hastayım...
Buradan ayrıldım hastaydım, iyileştim tekrar hastalandım...
Yine iyileşeceğim inşallah ...
Gururum mu yoksa inancım mı dedim... Gururumu bir kenara bıraktım öyle geldim.
Yoksa ayrılacağım çok mekan vardı. Hala kırgınlık var yüreğimde, ama diyorum ya kırılan benliğim mi yoksa çabaladığım inancım mı.Bir seçim yaptım...
İlk kez gururumu gerimde bırakabiliyorum. Belkide bu yüzdendi son yaşadıklarım kim bilir...
Her şey bir şey için diyorum bu dünyada...
Öğreniyorum kırıla döküle. Parça Parça. Yapbozlarıda seviyorum hani...
Hayatı yapıp bozuyorum, sonra tekrar baştan...
Kurslarım bir yandan, derslerim öbür yandan... Sınavlarım iki hafta sonra...
Bir de inşallah Arapça'ya başlıyorum İAÖF için yardımcı olacaktır. Sınav demişken yüksek lisans içinde hazırlanmaya başladım (Tezsiz). Ben öğrencilik hayatımda hiç bu kadar çalışmadım. Ne bu kadar çlaıştım ne kitap okudum.
Kendimi geliştirmeye adadım kendimi...
Her şey luzumsuz, her şey lüzumlu... Sevdiklerim... Sevmek istediklerim... Kırdıklarım... Kırıldıklarım... Ailem, dostlarım... Ve Cyber-Rose'um... Ve candaşım kalemim... Yazıyoruz... Yaşıyoruz...
Her şeye rağmen ve herkese rağmen seviyoruz...
Uzun lafın kısası Sevgili okuyucularım;
“Sen de bilirsin ki elindeki, yaptığının karşılığıdır. Yoksa âdil olan Allah’ın takdiri, insana yaptığına uygun olmayan cezayı nasıl verir? Suçu kendine bul. Çünkü o tohumu sen kendin ektin.”
Diyor Mevlana ve biçare kardeşiniz Elam da ona katılıyor…
Tetikte kalın…
Elam E. Doğan
Saturday, Kasım 7, 2009

Dareyn Dergisi
Dareyn Dergisi SAyı 19, buradan...
Sevgili Dareyn okuyucuları;
Yol ve yolculuk dedik bu sayımızda. Nice yollara girip çıktık kim bilir hayatımızda. İyi kötü, temiz kirli... Nice anlamlar yükledik yolculuklara. Kimi için vuslat iken yolculuklar, kimisine hasret...
Böyle böyle öğrendik sabretmeyi ölüme dahi. Ölüm bizim için hasret iken ölen için vuslat. Sevinmekler üzülmekler, hepsi sonralara takılmış. Bir sonraki dönemeçlere...
Bizler yolcularız. Yol olmak düşemiyor heybemize. Takılıyoruz kendi yolculuğumuza ve yürüyoruz. Dağları , tepeleri, nefsimizi aşıyoruz. Kendi içimizde hicretlere yazıyoruz adımızın baş harfini. Devamı yine bir sonraki dönemeçte...
Beraber bir yolculuğa çıkalım bu sayıda yolculuk üzerine. Her bir basamakta yeniden görelim kendimizi satırların arasında. Her bir basamağa iz bırakalım ayağımızın tozuyla... Bir adım... Bir adım daha...
Bakın işte o son basamağın ardında görünen dönemeç var ya biraz içlerde, bakın bakın yüreğinizin derinliklerinde; işte o dönemeçteki;
SAADET-İ DAREYN içinde yollarımızın kesişmesi dileğiyle…
Elam E. Doğan
« Önceki |::| Sonraki »