Kadın Dili : BÜKÇE

2011-07-22 22:51:00

Uzun bir yazı ama okunası ! Fotoğraf : cippow25 Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, “Akşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.” dedim. Deniz kenarındaki bu şirin lokantada şimdi onu bekliyorum. Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlar gözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı. Hoş beşten sonra konuya giriyorum. -Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor. Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi birden bire kızardı. Kerata ne anlatacağımı zannettiyse! -Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı şeyleri biliyorum artık. -Ah senin o biliyorum zannettiğin konularda da çok bilmediğin çıkacak ama ben o konulardan bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz o kadar modern olamadım. Rahat bir nefes aldı. Bu arada yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle keyif yaparak muhabbet edelim bakalım. -Kaç dil biliyorsun oğlum sen? -İngilizce, Fransızca, bir de Türkçe’yle üç dil oluyor. -Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. kadınlar tarafından kullanılır. Sen buna “kadın dili” de diyebilirsin. Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o ortaya cıkıyor. -kadınların ayrı bir dili mi var? -Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın en büyük zevkidir, ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden bir kadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçe&r... Devamı

Annem, hakkını helâl et bize

2011-07-19 01:12:00

(Parantez içleri bana aittir...) Nicedir abesle sınanan kalbimden geçen bambaşka bir yazı yazacaktım aslında ben. Ama sen. Gelip de bütün senliğinle kalbime dolunca. Benim yazacağım yazı da, abesim de muktebesim de, yemin olsun en başta ben, artık kimin umurunda? Kimin umurunda şimdi acıyı yazıya çevirmenin felsefesi? Dostoyevski? Ya da Sophokles'in üçlemesi? Her şey öyle yitik ki! Giderken, avucuna kına, boynuna ipek mendil. Davul zurna. Dönerken, turna katarı. Kurban bayramı. Top arabası. Böyle mi dönülür baba ocağına? "Fe eyne tezhebûn?" Nereye? Annem, böyle gitmeleri kimden öğrendin sen?Öyle gittin böyle mi geldin sen? Bak şimdi, bozalım masalı. Diyelim ki; Mehlika Sultan yedi gence âşıktı. Yedisi de sen. Sen diyorsam, sen dediğime bakma sen. Sen diyorsam sen gibi gitti-gider nicesi kalemimin, kirpiğimin ucunda, şimdi sen (Sakın düşme..). Kim bilir kaç kez, aklımda bin bir türlü estetik teori, direksiyon başında konvoyuna düştüğüm. Ya da uğurlamasını uzaktan seyredip, benden hiç haberi olmasa da ardından gözyaşı döktüğüm yolcuların hepsi sen.(Bilme sen, duyma sen… Ama yüreği kanayan benken sen bilme… Duyma… Ağlama…) E peki, n'oldun sen? Çarşıdan, izinden, hastaneden mi dönerken? Ne teyakkuz, ne de olağanüstü. Her şey en olağanaltında. AbesAbesAbes! Abes bu. Her birinde bir hayatın var ki hikâyelere sığmaz(Gökyüzünden damla damla yağan sen). Üç kuruşluk asker maaşını annesine gönderen, kapısız sıvasız evin onbaşısı da sen. Tezkeresine sayılı gün kalan da, kendisinden geriye iki yetim, iki bebek hecesi kalan da. "Kiminiz nişanlı, kiminiz evli". Eve barka karışmamış, asker tıraşı sonrasına, bir tutam sırma saçın kokusunu bıra... Devamı

Yalnızlığım...

2011-07-17 20:37:00

Kimler geldi geçti şu ömrümden... Kimler geldi geçti de bir yalnızlığım kaldı benimle... Söylesene yalnızlığım neydi beni sana, seni bana ömürlük kılan. Doğarken tek başımıza oluşluğumuz muydu? Ölümde de tek başınılığına olacağımız mı? Söylesene yalnızlığım? Ne olur? Yine mi atıştırıyorsun yağmurlarını yüzüme? Islanıyor göğüs kafesimde bir yerler... Islanıyor gök. Islanıyor ruhum. Üşüyorum... Rüzgar esiyor... Ürperti sarıyor gözlerimi de , kırpıştırıyorum. Biliyorsun değil mi? Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım Seninle olduğumu söyleyebileceğim kimsem olmadığı için Seninleyim  ben.. Biliyorsun değil mi? Kalbi olanın hüznüde vardır... Yazan: Elam E. Doğan Devamı

Ağla yürekli çocuk

2011-07-17 17:46:00

Kiremit rumuzlu küçük arkadaşıma... Ağla yürekli çocuk, Bir gün , bir anda çökünce hüzünler. Kopar toprağın derininde depremler. Kah güler, kah ağlar karşında Korkular bir bir üzerine emekler. Ağla yürekli çocuk, Kır böl gökyüzünün fırtına uykusunu. Saklama aç gönlünün en kuytusunu. Kah gelir , kah geçer karşında Katla zamanın o hain sorgusunu. Ağla yürekli çocuk, Güzel çiçekler yağmurdan sonra açar. Mutluluk kendini toprağa saçar. Kah görünür, kah kaybolur karşında Görülmemesi imkansızdır insanlar naçar. Ağla yürekli çocuk, Hüznü bilenler ağlama demez sana, Kiremitlerle yükselir her bina, Kah göçer, kah sarsılır karşında Olsun mimarı sensin yine, anlasana. Yazan : Elam E. Doğan   Devamı

Beni de çağır...

2011-07-16 14:24:00

Çileyi koklayıp gül niyetine Zindana girersen beni de çağır Sabrı, kanaati bal niyetine Ekmeğe dürersen beni de çağır. Bazen iki dünya sığar içime Bazen iki güneş doğar içime Bazen gam yağmuru yağar içime Sen beni ararsan beni de çağır. Dostların var ise divanelerden Gözyaşın aktıysa minarelerden Binlerce senelik viranelerden Birşeyler sorarsan beni de çağır. Ezelin ezelden öncesi vardı Yine sonsuzluktur sonsuzun ardı Zaman yumağına bizi kim sardı Aklını yorarsan beni de çağır. Dışarda göz yanar, içerde yürek Taahhüt ehline tahammül gerek Mazlum yarasına merhem diyerek Gözyaşı sürersen beni de çağır. Abdurrahim KARAKOÇ ... Devamı

Gerçek Dostluk...

2011-07-14 17:57:00

Bir önceki bloglamamda bahsetmiştim can kırıklarından... O yazıyı yazdıktan çoook kısa bir süre sonra aşağıda mesaj düştü telefonumun ekranına... ****************************** Kalbini kıran olursa   @ <()>          beni ara.   | | ****************************** <@_,    ()__,    HAYYYT   / *****************************      , _@>    ,__()        HUYYYT            | ***************************** <@_,    ()__,    HİAAAAA   / *****************************   @ <()>          Ben de onun kemiklerini kırarım.   | | *****************************   Bende kır Zenem dedim...(Saygıdeğer Z... Benim pek sevdiğim bir şahıstır kendisi... Allah ömrünü bereketli kılsın.Yayınlar yayınlamaz ilk ona okutacağım yazımı da... Allah ebeden razı olsun dostum. Seni bana rast düşüren rabbe şükürler olsun ) =) Ama o gönül kırgınlığına öyle bir ilaç oldu ki bu mesaj. Bir kez daha anladım gerçek dostluk nedir... Ne değildir. Bir kez daha anladım ki dost seni sen söylemesen bile hissedebilendir. Ve bir kez daha anladım dostluk öyle 3-4 günde kazanılacak bir şey değildir. Arkadaşlık ve dostluk kavramı arasında ben dağlar sıraladım uzun zaman önce... İyi de etmişim. İnsanlara gönlünüzü açınca ne var ne yok talan ediyorlar. Sonra da neden güvensizsin, azıcık kendine insanlara güven. Paranoyaksın oluyor adı. Varsın öyle bilsinler. Beni en iyi rabbim bilir, sonra annem bilir, sonra ben bilirim.. =) Bakın kendim bile sıralamada kaçıncı sıradayım, de... Devamı

Düşürülenler...

2011-07-14 01:15:00

Kalp kapakçıkların açık kalmış arkadaş, düşürdün beni... Kırılıverdi camdan köşkü yüreğimin. İçi dışı birdi, Şeffaftı... Gör/e/me/z/din... Bir de üzerine basıp geçtin... Canın yanmadı ya? Yazan : Elam E. Doğan Fotograf : Deviant : Stupidcartoons   Devamı

Tuhaf bir şey...

2011-07-13 02:33:00

Tuhaf. Çok tuhaf. Nedir bu göğsüme yerleşen? Kırılgan. Hırçın. Sağa sola çarpıp , düşen. Tarifi tuhaf, tanımı tuhaf, görüntüsü tuhaf. Hani parmağını ateşe uzatırda çocuklar Hani çekiverir aniden. Hani açarlar gözlerini kocaman. Canı yanmıştır hani. Korkar ateşten. Şaşkınca bakar gözleri. Anlamamıştır hani. Böyle bir şeylerin kıyısına sinme isteği uyandıran. Saklanıp, gitme isteğine soyunduran. Hatta duygulara bavullarını toplatan. Hani böyle insanı saklandıran. Kırgındır işte hani sebepsiz. Dargındır. Dağıtır ya hani fırtına dağı taşı. Ama bu öyle dağıtmayan bir şey. Ama dağılıyorsun hani. Dağılıyor gözyaşların sızıntılarla. Engel olamıyor, sonunda bırakıyorsun hani. Sıkışıyor bir şeyler. Çıkartamıyor, canının yankısına seyirci kalıyorsun. Hani bir şey… Anlatamıyorsun. İşte öyle bir şey… Yazan : Elam E. Doğan Devamı

KaDıN

2011-07-11 02:30:00

Şarkılar seni söyler, dillerde nâme adın. Anlatır her şey seni. Yokuşlara inilen merdiven misali, bir götürüş kucakladığın. Amin deyiş edilen duaların, özüne bedliğine bakmadan. Kabulleniş. Kalbe ziyan, ömrü heba ediş. Akla zarar söylenti, bir ıslık dudakların hafiften estirdiği. İyi niyetlere gebe kötü huylu çocukların yetiştiği... Dün bugün ve yarın. Koca bir karmaşa ... Tüm renkelerin birleşerek elde ettiği. Siyahsın sen. Her şeyi örten bir karanlık. Sen kadın... Aşk gibi, sevdâ gibi, huysuz ve tatlı kadın Hem acı hem tatlı... Hem güzel hem çirkin. Hem özel hem sıradan... Yudum yudum beklenen hayatın kaçırıldığı durakta. Örgü örgü salınmış, kendi edasında savrulan saçlarınla. Bir bir çözülmeye mahkum ruha... Eziyet ediyor, kimi zaman mutluluğu hediye ediyorsun. Riyakarlığın yeni yüzümü bu yoksa. Yoksa yanlışmı anlaşılıyorsun. Yoksa varsa değil çoğu zaman hatayı sen yapıyorsun. Bilmeden kendini sevenlerinle beraber uçuruma sürüklüyorsun. Ölmekten mi öldürmekten mi kaçışın? Her şeyi ziyan ediyorsun. Etme kadın... Aşk gibi, sevdâ gibi, huysuz ve tatlı kadın Kendinle kal. Yalnızlığın hiç bırakamayacağın beraberliğin olsun. Dokunma yüreklere, incitme kadın. En kırılgan yüreğe sahipken yaradılıştan, kırma yürekleri. Şarkılar seni söylemeye devam edecek, huysuzluğun ebed. Kaybetme kadın... Kaybetme sana değer verenleri kendinle. Sonunda kaybedebileceğin bir yalnızlığında kalmayacak. Kaybetme... Yazan : Elam E. Doğan ... Devamı

Aşksızlıktan Taş Kesilmiş Kalplere: Baran

2011-07-09 22:03:00

Film'in Adı : Baran Yönetmen : Majid Majidi   ne kadar az şeye sahibim, ne kadar az şey bana sahip ne kadar çok şeye sahibim, ne kadar çok şey bana sahip sahip olduğum şeyler azalınca artıyor kıymetim sahip olduğum şeyler çoğalınca azalıyor kıymetim mihail nuayme / mirdad   Film, Sovyet İşgali’nden kaçıp İran’a göç eden bir kısım Afgan mültecinin yaşam mücadelesi üzerinden başlıyor kendini anlatmaya. Doğduğu toprakları göremeyen, anayurdunun havasını soluyamayan, o sentetik yabancılık duygusunu çehresinden atamayan zavallı Gregor Samsa’ların inşaatlarda çalışması ve burada gelişen hadiseler, kasavet dolu bir ruha bürüyor izleyiciyi. Muhabbetlerinden başka zenginliği olmayan bu garip insanların arasında toy bir İran delikanlısı vardır: Latif. Geçimsiz ve haylaz olan Latif’in, bir gün inşaata kendisinin yerine gelen ve işini elinden aldığı için kızgın olduğu Rahmet’in kız olduğunu farketmesiyle büyük kalp yolculuğu başlar. Rahmet, babası sakat olduğu için çalışamayan ve evinde çalışacak kimsenin olmamasından ötürü çalışmak zorunda olan, lakin Afgan mültecisi olduğu için inşaattan başka çalışacak yeri olmayan ve bu uğurda erkek kılığına girecek kadar çaresiz olan güzeller güzeli Baran’dır. Latif’i güzelleştirecek olan Baran. Majidi, eşyayı kendisine köle yapması gerekirken, eşyanın kölesi olan modern bireyin tam karşısına oturturuyor bu noktada Latif’i. Parası yoktur, zenginliği yoktur ama kalbindeki o cevher, o dokunulmaz bölge hep korunaklı kalmıştır. Kekremsi bir sûrete, itici bir ahvale sahip olsa da; bir dolu çamurda dahi kirlenmeyecek kadar saf ve boştur gönlü Latif’in. Ana rahmi kadar temiz olan b... Devamı

İstanbul Deyince...

2011-07-08 22:33:00

İstanbul deyince aklıma hep kuleler gelir. Ne zaman birinin resmini yapsam, öteki kıskanır. Ama şu kız kulesinin aklı olsa, Galata Kulesi'ne varır, bir sürü çocukları olur. /Anonim ~ Fotograf : Tetikarslan Devamı

Ardakalanlar...

2011-07-07 14:34:00

Dua, uzakta olmanın verdiği acıyı dindirmek, bu garibin kendisini teskin etmek için mırıldandığı şarkılardır. Uzakların türküsü bu. Yüreğin hırçınlaştığı , sesiz sessiz titreyerek ağladığı, saklandığı kuytuların türküsü. Çocuk edasıyla saklandığı anne kucağı, yar sıcağı... Derin yaraların kapatıldığı yama, yanlışlıkla düşürülüp kırılan camdan ayakkabının açtığı ayakta... Öyle bir yaraki yürümeye engel. Adım atmaya çabaladıkça yüzüstü düşürüyor çamura. Kirletiyor çocuk masumluğunu. Yüzde yara bereye bürünüyor. Ağlıyor sonunda dayanamayıp... Sonra türkü oluyor ağlayışlar... Gelenler, gidenler... Ah birde ardakalanlar... Koca suslar birikmiştir dudaklarında... Gözleri acıyla dolar , yine de dışavuramazlar... Avaz avaz susarlar ardakalanlar...Anlamalarına fırsat verilmemiştir oysa. Gelen gelmiş, izin almadan konaklamaya... Gelen gitmiş nedenleri niçinleri üşenerek cevaplamaya... Geride kalmış kalanlar... Gitmek mi zor kalmak mı sorusuda sayfalara karışmış böylece... Seçimlere karışmak adet olmuş diyarlarda. Gönülde değer biçilenler, biçildiği değeri bilmez olmuş bu diyarlarda. Hassas telleri kopmuş kemanın mırıldanırken tınıları... Beklemek, sabır erdemdir demiş birileri. Ne beklemekten, ne sabretmekten haberi var bu diyardakilerin şimdilerde... Kolay unutmazmış ardakalanlar... Ardakalmanın hüznünde yakın olurmuş uzaklar... Uzakların türküsü bu. Ardakalanların sessizce mırıldandığı... Hasretin perçinleri kader borcu yüreğin, Kırıldı kolları tutulmaktan korkan dikenlerin. Sustu , konuşmaya mecali yok benliğin, Dönüyor çemberinde istisnasız feleğin...   Elam E. Doğan Sağlıcakla kalın . . . ... Devamı

Dareyn Dergisi 39. Sayı

2011-07-07 04:36:00

Dareyn Dergisi / Aylık E-Dergi Her ayın 7'sinde Dareyn Dergisi 39.Sayıya girmek için TIKLAYIN! Dareyn Dergisi anasayfa! Sevgili Dareyn okuyucuları, "Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir" diyor Seneca. Kalp insanın derinlerinde sakladığıdır. Saklamaya çalışa çalışa en derinlere itilmiştir. Acılar mutluluk... Kendi adalet terazisinde yüklenmiştir herşeyi. Yüklenmiştir her korumak istediğini, her sevmek istediğini... Bu yüzden derinlerdedir kalp. Ve daha derinlerdedir sakladığı acılar. Ve bu yüzden dilsizdir o acılar. O kadar derinlerdedir ki sesi çıkmaz konuşmak istese bile. Konuşsa daha çok yaralayacaktır bu yüzden konuşmasın diye derinlere atar insan... Ve akıl. Kalbin mantıklı amelesi... Artık kalbin tutmaktan yorulduğu derinlere atamadığı şeyleri kendi süzgecinden geçirir akıl. Yavaş yavaş mantık sokmaya çalışır kalbe. dindirmeye çalışır hafif hafif. Bir anda beklemez geçmesini o denli akıllıdır. Bir süreç başlatır. İnsan... Dünyanın derinlerindedir... Her ne kadar yeryüzünde olsa bile aslında gökyüzünün en derinlerindedir... Bu yüzden gökyüzü ulaşılmazdır. Dokunmak ister insan. Dokunabilse ... derinlerde olmanın bilinçaltıdır insan. Farkında olmadan susmaya müpteladır bu yüzden. Dokunabilse... Dile gelecektir insan. Derinlerde olmaktan kurtulabilse, yüreğindekileride kurtarabilecektir belki derinlikten. Ve İçe atılanlar haykırabileceklerdi içe atılmaktan çektikleri sıkıntıyı. Nasıl bir yalnızlıktır bu derinlik... Hafif acılar konuşabilir, konuşmalıdır ki daha da hafiflesin yürektekiler. Derin acılar ise dilsizdir... Onları dilsiz kılan da insan. Kendi beceriksizliğini yaşadıklarına yüklemekten çekinmeyen, gökyüzüne el uzatmaya... Devamı

Sevmek mi sevilmek mi?

2011-07-06 18:19:00

Sevmek mi sevilmek mi? Sevdiğini söylemek mi sevildiğini duymak mı? Sevmek derim. Sevdiğimi söylemek derim. Birilerine onları sevdiğinizi söylemeniz onları mutlu eder çünkü. Hele bazıları var ki sizi severler ama gösteremezler. En çok bu yaralar insanı. Çevrenizde sevgisinden emin olduğunuz ama kendisinden duyamadığınız çok var mı? Siz yinede sevmeye devam edin. Leyla sevmek hoştur ama leylayı seven mecnun olmak başkadır. Başka... <iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/BOMGPPhBWrk" frameborder="0" allowfullscreen></iframe> Devamı

Özel Ders Verilir

2011-01-01 15:49:00

<a target='_blank' title='ImageShack - Image And Video Hosting' href='http://form.jotform.com/mnelam/11854428291'><img src='http://img97.imageshack.us/img97/7561/dersbanner.jpg' border='0'/></a>   Matematik, Geometri, İngilizce derslerinden ; İlköğretim (okula takviye) Matematik İlk öğretim SBS'ye hazırlık Matematik İlköğretim (okula takviye ) İngilizce Lise (Okula Takviye) Matematik Lise (Okula Takviye) Geometri Lise (okula takviye) İngilizce Lise (YGS-LYS) Matematik Lise (YGS-LYS) Geometri dersleri verilmektedir. Özel ders hizmeti İstanbul Anadolu Yakası için geçerlidir. Özel Ders İletişim Formu  ==> Lütfen formu doldurun. Mail : ozelders-mgi@windowslive.com   Devamı